Bilinçdışı Nasıl Çalışır? Günlük Hayatta Farkında Olmadığımız Etkiler
Günlük yaşamımızda pek çok karar alır ve davranışta bulunuruz. Bunların tümünü bilinçli irademizle yaptığımızı düşünsek de aslında zihnimizin perde arkasında işleyen güçlü bir bilinçdışı (bilinçaltı) katman vardır. Araştırmalar, insanların çoğu zaman kararlarını çok düşünmeden – hatta daha düşünmeye başlamadan – verdiğini, bilinçdışı zihnin farkında olmadan günlük etkileşimlerimizi derinden şekillendirdiğini gösteriyor. Peki bilinçdışı zihin tam olarak nedir ve günlük hayatımızı nasıl etkiler?
Bilinçdışı Zihin Nedir ve Nasıl Çalışır?
Psikoloji literatüründe bilinçdışı zihin, bilinçli farkındalığımızın dışında kalan duygu, düşünce, arzu ve anıların deposu olarak tanımlanır. Sigmund Freud’un ünlü zihin buzdağı benzetmesinde, suyun üzerindeki küçük görünür kısım bilinçli zihnimizi temsil ederken, suyun altındaki devasa kütle bilinçdışını simgeler. Yani, farkında olduğumuz düşünceler buzdağının sadece görünen ucu, asıl büyük bölüm ise bilinçaltında gizlidir ve biz farkında olmasak da davranışlarımızı etkilemeye devam eder.
Modern psikologlar da bilinçdışının önemini vurgular. Nobel Ödüllü Daniel Kahneman, zihnimizin hızlı ve otomatik (bilinçdışı) ile yavaş ve kontrollü (bilinçli) olmak üzere iki türlü düşünme süreci olduğunu söyler. Hızlı sistem, çaba harcamadan, otomatik ve sezgisel bir şekilde çalışır; çoğu zaman ne yaptığımızın farkında bile olmayız. Örneğin, okuduğunuz bu cümledeki kelimeleri tek tek çözümlemeden anlıyorsanız, bunu bilinçdışı otomatik işlemeler sayesinde yapıyorsunuz. Bilinçli sistem ise daha yavaş, mantıklı ve iradeli düşünmeyi gerektirir – mesela zor bir matematik problemine odaklanmak gibi. Bilinçdışı ve bilinçli zihin genelde uyum içinde çalışır; ancak bilinçdışı süreçler hızlı ve güçlü etkileriyle günlük hayatımızın pek çok alanında gizli bir rol oynar.
Günlük Hayatta Bilinçdışının Etkileri
Bilinçdışı zihnin gündelik yaşamdaki etkilerini fark etmek her zaman kolay değildir. İşte bilinçdışının günlük hayatta kendini gösterdiği bazı durumlar:
Hızlı Kararlar ve İlk İzlenimler: İnsanlar birçok kararı aslında “anı anına” düşünmeden, ilk izlenimlerin etkisiyle alır. Örneğin, bir araştırmada katılımcılara seçimlere katılan politikacıların fotoğrafları göz açıp kapayıncaya kadar kısa bir süreyle gösterilmiş ve bu kısa bakışla edindikleri izlenimlerin, gerçek seçim sonuçlarının üçte ikisini doğru tahmin ettiği görülmüştür. Yani bilinçdışı, ilk bakışta içimize doğan hisler aracılığıyla kararlarımızı büyük ölçüde yönlendirebilir.
Önyargılar ve Kalıpyargılar: Hiç farkında olmasak da, başkaları hakkında bilinçdışı önyargılar taşıyabiliriz. Yeni biriyle tanıştığımızda daha konuşmaya başlamadan, o kişinin görünüşüne, cinsiyetine veya ait olduğu gruba dair zihnimizde otomatik olarak bazı varsayımlar belirir. Birçok insan bilinçli düzeyde herkese eşit davrandığına inansa bile, basit bir deney olan Örtük Önyargı Testi (Implicit Association Test) gerçekte durumun farklı olabileceğini gösteriyor. Bu test, kişinin bilinçli inancına ters düşen gizli önyargılarını ortaya çıkarabiliyor; adil olduğunu düşünen pek çok kişi, test sonucunda farkında olmadan bazı kalıpyargılara sahip olduğunu görünce şaşırıyor. İşte bu tür bilinçdışı önyargılar, fark etmeksizin ilişkilerimizi, işe alım kararlarımızı veya sosyal etkileşimlerimizi etkileyebiliyor.
Alışkanlıklar ve Otomatik Davranışlar: Sabah uyanınca yüzümüzü yıkamak, diş fırçalamak, işe giderken araba kullanmak gibi günlük rutinlerimizin çoğunu neredeyse otomatik pilotta yaparız. Sık tekrarlanan davranışlar bilinçdışımız tarafından alışkanlık haline getirilir ve bu eylemleri artık düşünmeden gerçekleştiririz. Hatta bazen bilinçli zihnimiz istemese bile, alışkanlıklar galip gelebilir. Örneğin, sağlığına dikkat eden biri akşamları farkında olmadan cips paketine uzanabilir; bilinçli zihni “yeme” dese de elinin çoktan cipsi aldığını görür. Araştırmalar, bilinçdışı dürtü ne kadar güçlüyse, bilinçli kontrolün onu bastırmak için o denli çaba harcaması gerektiğini gösteriyor. Günlük alışkanlıklarımız, bilinçdışının en belirgin tezahürlerindendir.
Sosyal Taklit ve Bukalemun Etkisi: İnsanlar sosyal ortamlarda diğerlerinin davranışlarını farkında olmadan taklit etme eğilimindedir. Bir sohbet sırasında, karşımızdaki kişinin duruşunu, jest ve mimiklerini biz de bilincimiz dışında tekrar edebiliriz. Psikologlar, kişilerin karşısındakine uyum sağlamak için istemsizce taklit ettiğini ve buna bukalemun etkisi adını verdiklerini belirtiyor. Örneğin, karşınızdaki kişi kollarını kavuşturduysa bir süre sonra siz de aynı pozisyonda bulabilirsiniz. Bu tür bilinçdışı taklit davranışları sosyal uyumu ve empatiyi artıran bir sosyal yapıştırıcı işlevi görür; insanlar farkında olmadan birbirine benzer şekilde davrandıkça aralarında bir yakınlık oluşur. Öte yandan, taklit mekanizması olumsuz yönde de çalışabilir. Çevremizde gördüğümüz kötü davranışlar biz fark etmeden bize de sirayet edebilir. Nitekim bir saha araştırması, duvarları grafitiyle kirletilmiş bir sokakta insanların yere çöp atma olasılığının arttığını göstermiştir. Yani etrafımızdaki düzensizlik veya kural ihlalleri, bilinçdışı bir biçimde bizim de benzer şekilde davranma ihtimalimizi yükseltebilir.
Bilinçdışı Telkin ve Priming Etkisi: Zihnimiz bazen maruz kaldığı ince ipuçlarından etkilenerek sonraki davranışlarını şaşırtıcı biçimde değiştirebilir. Psikologlar bu durumu priming (örtük telkin) etkisi olarak adlandırır. Ünlü bir deneyde, genç katılımcılara “Florida, gri, bingo” gibi yaşlı insanlarla ilişkilendirilen kelimeler gösterildikten sonra, deney bitiminde bu katılımcıların koridorda diğerlerine göre daha yavaş yürüdükleri bulunmuştur. Yani bilinçdışı zihnimiz, farkında olmadan belirli kavramlarla uyarıldığında, davranışlarımızı o doğrultuda şekillendirebiliyor. Benzer şekilde, çevremizdeki hava durumundan tutun da fonda çalan müziğe kadar çeşitli çevresel faktörler, o anki duygu durumumuzu ve kararlarımızı fark ettirmeden etkileyebilir. Örneğin, bir telefon anketinde hava durumu güzel olduğunda insanların hayatlarından memnuniyet seviyesini daha yüksek bildirdiği, ancak anketör havadan bahsedip dikkatlerini bu duruma çektiğinde bu etkinin kaybolduğu gösterilmiştir. Bu da gösteriyor ki, dikkatimizden kaçan çevresel ipuçları bile bilinçdışı telkin yoluyla düşüncelerimizi renklendirebilir.
Freudyen Hatalar ve Rüyalar: Günlük hayatımızda bazen dilimiz sürçer ve söylemek istemediğimiz bir söz ağzımızdan kaçıverir. Bu tür Freudyen sürçmeler (lapsus) bilinçdışındaki bastırılmış duygu veya düşüncelerimizin istemeden açığa vurulması olarak yorumlanır. Sigmund Freud, bilinçdışı istek ve dürtülerimizin rüyalarda ya da dil sürçmeleriyle kendini belli edebileceğini öne sürmüştür. Örneğin, yanlışlıkla birine eski sevgilinizin adıyla hitap ettiyseniz, bu gaf aslında zihninizin derinlerinde o kişiyle ilgili bastırdığınız duygular olabileceğine işaret ediyor olabilir. Benzer şekilde rüyalar da Freud’a göre bilinçdışımızın sembolik dilidir – gün içinde bastırdığımız arzular rüya yoluyla kendini gösterir. Her ne kadar modern psikoloji rüya ve dil sürçmelerine Freud’un önerdiği kadar ağırlık vermese de, bu olgular bilinçdışının günlük yaşamdaki etkilerine klasik örnekler olarak hala popülerdir.
Sonuç: Bilinçdışının Farkında Olmak
Bilinçdışı zihin, ister istemez yaşamımızın her anında iş başındadır ve düşüncelerimizi, duygularımızı, davranışlarımızı görünmez bir el gibi yönlendirebilir. Bu etki bazen olumlu olabilir; örneğin otomatikleşen becerilerimiz sayesinde gün boyunca her adımı düşünmek zorunda kalmayız, sosyal ortamlarda uyum sağlayabiliriz. Ancak bazen de önyargılar veya dürtüler şeklinde olumsuz yansımaları olabilir. Bilinçdışının bu çekim gücünü anlamak, kontrolümüz dışındaki dürtülerin hayatımızı ele geçirmesini önlemek açısından oldukça önemlidir. Kendi iç dünyamızın daha çok farkına varmak, ani tepkilerimizi veya alışkanlıklarımızı sorgulamak bu gizli etkileri denetim altına almamızı sağlayabilir. Sonuçta, “Kendini bil” sözü binlerce yıllık bir öğüttür ve bugün psikoloji bilimi bize, kendimizi bilmenin yalnızca bilinçli aklımızdaki düşünceleri değil, bilinçdışımızdaki gizil süreçleri de anlamaktan geçtiğini göstermektedir.

Bir Cevap Yazın